Hak ettiğimi düşünüyorsanız lütfen yukarıdaki reklamlardan birine tıklayın. Hak ettiğimi düşünmüyorsanız bu yazıyı görmezden gelin...




Google
ARADIĞINIZ ÖDEVLERİ ARŞİVE TIKLAYARAK BULABİLİRSİNİZ

ÖZDEMİR ASAF'IN LAVİNYA ADLI ŞİİRİ

Lavinya

Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme lavinia
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin yine de sen bilirsin

Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme lavinia

Üşüyorsun ceketimi al günün en güzel saatleri bunlar
Lavinia yanımda kal
Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme lavinia
Adını gizleyeceğim
Sende bilme bilme lavinia

Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin yine de sen bilirsin
Ama

Özdemir Asaf (1957)

6/6/2007 | Kategori:Edebiyat | (1) | Baglanti


ÖZDEMİR ASAF'IN BAZI ŞİİRLERİ

AŞK ŞARKISI


Ellerini ver, öpeceğim,
Binlerce el içindeyim,
Şu beyaz çizgilerden gideceğim.
Ellerini ver, ellerini...
Seni öldüreceğim.

Gözlerinden gireceğim,
İçinde yer edeceğim.
Sana oradan sesleneceğim;
Ellerini ver, ellerini...
Seni öldüreceğim.
YALNIZLIĞIN ADI


Derin bir uyku...
Düşümde
Düşündüm ister istemez
Aklıma takıldı
Yalnızlığın adı

Tam o sırada
Bir sinek
Beni uyandırdı
Gerçek bir sinek
Yalnızlığın adı
Düşümde kaldı

UMUT YAPRAKLARI


Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,
Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
Sararıp dökülürken güz rüzgarlarında
Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.
Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
Seninle yeşerdiler, seninle soldular..
Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.
UYKUSUZLUK


uykusuzluk ve pencerede bir kedi
gece boyu hiç konuşmadan durdu
yağmurlar yağdı, dindi
pencerede hep kedi
ne geceye girdi, ne uyudu
baktı, baktı, baktı
belli değildi doğmadığı, doğduğu

sanki ona bir zaman
hadi şimdi, yola çıkıp bir duygudan
pencerenin dışında duran
bir geceden indi, odaya girdi
dedi
hadi şimdi sende in uykudan

sevdi mi, sevmedi mi, belli etmedi
sürdürüp suskunluğunu
yeni huysuzluğu besledi
aaaa
kedi bu uykunun içindeydi

ankara yolundaydı bir gece
bir gün marmaris yolundaydı kedi
bütün uyku kapılarının önündeydi
mırmırları, tırmalamalarıyla
bir kadının düşlerindeydi
ve bütün hırçınlığıyla
anılarının önündeydi.
BENDEN SONRA MUTLULUK


Bunca yıl yaşadım
Elime ne geçtiyse yitirdim
Biraz daha yasayacağım
Yanlız bir şey biriktirdim

Bir bakış, bir görüş, bir duyu, bir düşünce
Belki aç kalacağım

Suçlanacağım ölünce
Biraz yazdım, artık hep yazacağım

Hüzünden bas alamadım
Görünce.
AŞKIN BALADI


Andırırsın beni bana, bana beni,
Dediklerinde, duyduklarında,
Yazdıklarımda seni bana, bana seni,
Söylemesem bile, saklamadıklarımda.
Ah hep aklımda, hep aklımda;
Andırırsın seni sana, sana seni,
Gözlerinde, kulaklarında, dudaklarında.
ÖLÜMÜN YÜKSELİŞİ VE ÇÖKÜŞÜ


Ne zaman bir yakını ölse birinin,
Onu ilk-ölüm sanır kalır o.

Ne zaman bir sevdiği ölse birinin,
Onu en-ölüm alır kalır o.

Ne zaman bir saydığı ölse birinin,
Onu hep-ölüm bulur kalır o.

Ne zaman bir-bildiği ölse birinin,
Onu son ölüm sayar kalır o.

Ne zaman bir umduğu ölse birinin,
Onu yok-ölüm duyar kalır o.

Ne zaman bir her şeyi ölse birinin,
Kendini ölümlerle yaşar kalır o.
Ne zaman bir kendisi ölse birinin,
Ölümlerde kendini yaşar kalır o.
ÖLMEYEN


Sana geliyorum, sana,
Beni anla,içimdeki şeytan.
Yalnız sensin doğru söyleyen.
Gerekince kaçan,gerekince gelen.

Denizin yüzünde geceleyin,
Karanlıkları işleyen renkleri görmek senden.
Senden,bazı kelimelerin farkedilmemiş güzelliğini anlamak,
Unutulmuş yaşamaya başlayıvermek birden.

Sana geliyorum,doğru sana,
Susmamak için.
Çünkü sensin dinleyince dinleyen,
Bakınca bakan.görünce gören.

Sevmesini iyi bilirim,düşünmeyi öğrendim.
Duydum nedir can vermeden ölmek.
Artık bütün kapıları açıp kapayabilirim.
Sen anlarsın bunlar ne demek.

Sana geliyorum, yalnız sana,
Yalansız,gizlisiz.
Olduğu gibi anlatacağım ne varsa,
Bil,bilsinler,biliniz.

Sen,
Vurunca vuran,gülünce gülensin.
Sesin,yüzün,ellerin yüzde-yüz senin.
Sen ölmeyensin

6/6/2007 | Kategori:Edebiyat | (0) | Baglanti


YABAN KİTAP ÖZETİ

Yakup Kadri, XVII. Yüzyılın sonlarında başlayarak Saruhan Vilayeti denilen Aydın ve Manisa bölgesinde hüküm sürmüş Karaosmanoğlu sülalesindendir.Mısır’da İbrahim Paşa konağına yerleşen ve orada İkbal Hanımla evlenen Kadri Beyin oğludur.27 Mart 1889’da Kahire’de doğdu. İbrahim Paşa’nın ölümü üzerine ailesi ile birlikte Manisa’ya geldi. İlköğretimine Fevziye Mekteb-i İpti daisinde başladı. İki yıl sonra da İzmir idadisine göderildi. Şahabettin Süleyman’la arkadaşlığı buradan gelir.Ama öğrenimini tamamlayamaz. Babası daha öğrenimine başlamadan ölmüş, İkbal Hanımın satılacak mücevherleri kalmamıştır. Aile yeniden Mısır’a dönünce İskenderiye’deki Freres’ler Fransız okuluna girdi. Burada bir yıl okudu. İdadi özlemi onu İzmir’e çektiyse de, tatilini geçirmek üzere geldiği Mısır’da Jön Türk’lerle tanıştı. İzmir’e dönmekten vaz geçti.Sınava yeniden girdiği Freres’ler okulunda iki yıl sonra bakaloryasını vererek ortaöğretimini tamamladı.
1908’de ailece yurda döndüler. İstanbul’a yerleştirdiler. YakupKadri Mekteb-i Hukuk’a girdi. Ama bitirmeden üçüncü sınıftan ayrıldı.Bu arada İbsen’den esinlenerek yazdığı Nirvan’a adlı tek perdelik oyunu yayınlanmış, arkadaşı Şahabettin Süleyman’ın aracılığıyla Fecr-i Ati topluluğuna katılmıştır. Bir yandan Fecr-i Aticilere yönelik eleştirilere cevap vermekte, bir yandanda Servet-i Fünun’da küçük hikayeler yayınlamaktadır. Mensur şiirleri de bu ilk dönemlerinin ürünleridir.
1912’de tüberküloza yakalandığını öğrenir. Ama ancak 1916’da tevadi için İçviçre’ye gidebilecek, üç buçuk yıl orada kalacaktır. Bektaşilikle ilgiside bu yıllarda, İsviçre’ye gitmeden öncedir. Osırada Paris’ten yeni dönmüş olan Yahya Kemal’in de etkisiyle Yunan ve Latin kaynaklarına dayalı yeni bir sanat anlayışını savunmaya başlamıştır.Ayrıca Doğu mitolojisiyle de ilgileniyor, bir mistisizme yönbeliyordu. Bu eğilim onu Bektaşi tekkesine itti. Nur Baba romanını yazdı gözlemlerine dayanarak .Ama hem karşılaşacağı tepkiler, hem İsviçre’ye gidişi romanın yayınlanmasını engelledi.
1913’te ilk hikaye kitabını çıkarır: Bir Serencam. Ama önce Balkan , ardından da 1. Dünya Savaşları, bu savaşlarla gelen yıkım, Yakup Kadri’de bir değişime yol açacak, sanatın “şahsi ve muhterem” olduğu düşüncesinden yavaş yavaş uzaklaşacaktır. Mondros Antlaşmasından sonra onu ikdam yazarı olarak görürüz. Güncel olayları izleyen, Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen gazetecidir artık.Hikaye ve milli mücadele ile ilgilidir. Daha sonra o günlerin ürünü olan makalelerini Ergene kon’da toplayacaktır.
1921’de Ankara’nın çağrısı üzerine Anadolu’ya geçti. Göreevli olarak Kütahya,Gediz, Eskişehir, Sakarya yörelerini dolaştı. Önce Mardin, sonra Manisa milletvekili oldu.Evliliğide bu dönemdedir. Mutasarrıf Asaf Bey’in kızı, Burhan Asaf Belge’nin kızkardeşi LemanHanımla evlenmiş;yine bu dönemde Kiralık Konak, Nur Baba adlı romanlarını yayınlamış.Cumhuriyet ve Hakimiyet-i Miliye kazetelerinde makaleler yazmış, tedavi için ikinci kez gittiği İsviçre’den “Alp Dağlarından”başlığıyla izlenimlerini kaleme almıştır. 1932 yılı ise Yakup Kadri için büyük önem taşır Vesat Nedim Tör, Burhan Asaf Belge, İsmail Hüsrev Tökin ve Şevket Süreyya Aydemir’le birlikte kadro dergisini çıkarırlar. Büyük yankı uyaandıran ve tartışmarara yol açan romanı yaban da aynı yılda yayınlanır.
Başlangıçta ilgiyle kaşılanan kadro’da savunulan düşünceler zararlı bulunarak derginin imtiyaz sahibi Yakup Kadri Tiran elçiliğine atanınca dergide kapanır . Bunu Plag, La Haye, Bern elçilikleri izlenir.Tahran elçiliğinden sonra emekli oluncaya kadar kalacağı Bern elçiliğine yeniden getirilecektir. Zoraki Diplomat adlı anıları bu yılların ürünüdür.
1955’te emekli olunca yurda dönerek çeşitli dergi ve gazetelerde yazılarını sürdürdü. 27Mayıs’tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi.1961’de Manisa millet vekili oldu. 1957’de de Ulus gazetesinin başyazarlığını yüklenmişti. 1962’de Atatürk ilkelerine düşüldüğünü ileri sürerek CHP’den istifa etti. 1965’ten sonra ise politikadan çekildi. Son göreviAnadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanlığıydı.13Aralık 1974’te Ankara’da öldü. İstanbul’da, Beşiktaşta Yahya Efendi mezarlığında annesinin yanında yatmaktadır.

7/5/2007 | Kategori:Edebiyat | (1) | Baglanti


<<Önceki Sayfa | 1 / 32 | Sonraki Sayfa>>